30 Ocak’ta DSG ile Şam hükümeti arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilmesine yönelik takvim işlemeye devam ediyor. Kuşatmanın 19 gündür sürdüğü Kobanî’de insani kriz ağırlaşıyor.
ÖZETLE: Şam yönetimine bağlı güçlerin 16 Ocak’ta Rojava’ya yönelik başlattığı kuşatma ve 24 Ocak’ta ilan edilen ateşkes sürerken, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Şam hükümetiyle yaptığı görüşmenin ardından 30 Ocak’ta açıklanan kapsamlı ateşkes ve entegrasyon anlaşması için takvim başladı. 2 Şubat’ta Haseke’ye, 3 Şubat’ta ise Qamışlo’ya giren İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerden oluşan 100-125 kişilik grup, DSG’ye bağlı İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) ile toplantı gerçekleştirdi.
DSG’nin belirlediği Haseke Valisi Nureddin İsa Ahmed de 4 Şubat’ta Şam’dan döndü ve Haseke’de törenle karşılandı. Dün de geçici hükümetin Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet askeri güçlerin entegrasyonunu görüşmek üzere Haseke’de DSG Genel Komutanlığı’nda görüşmeler yaptı ve görüşmede sahada atılacak adımlar konusunda mutabakata varıldığı bildirildi.
DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, YPJ Komutanı Rojhilat Efrin ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed ise, önceki gün Federe Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’de KDP lideri Mesud Barzani ve Fransa Dışişleri Bakanı Barrot dahil çok sayıda yetkiliyle 30 Ocak’ta duyurulan anlaşmayı görüştü.
Anlaşmanın TAM METNİ | DSG: Entegrasyon için mutabakata varıldı
11.58 – GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMIŞ BİNLERCE KİŞİ ZOR ŞARTLARDA YAŞIYOR
Eskiden öğrencilerin sesleriyle yankılanan okul koridorları, artık Suriye geçici hükümet gruplarının saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Afrin, Şehba, Halep, Rakka ve Tebka bölgelerinden gelen ailelerin toplanma yerleri haline geldi.
ANHA haber ajansı, Cizîre bölgesindeki Girkê Legê ve Dêrik şehirlerindeki çeşitli okulları ziyaret ederek yerinden edilmiş kişilerin durumunu paylaştı.
İlgili kurumların çabalarına ve hem yurt içinde hem de yurt dışında Kürtler tarafından sağlanan yardıma rağmen, mültecilerin yardıma ihtiyacı var. Göçmenler bu durumun geçici olacağını ve yakında evlerine döneceklerini umuyorlar.
Fotoğraflar: Kelsuma Ali – Rohat Xelef
11.26 – KOBANÎ 19 GÜNDÜR KUŞATMA ALTINDA: İNSANİ KRİZ BÜYÜYOR
DSG ve geçici Şam hükümeti arasında 30 Ocak’ta varıldığı duyurulan anlaşmaya rağmen Kobanî’ye yönelik kuşatma sürüyor.
Kentte 19 gündür devam eden insanî kriz ağırlaşıyor. Kobanî’de su, gıda, elektrik ve sağlık hizmetleriyle ilgili acil ihtiyaçlar karşılanamıyor.
Türkiye, Diyarbakır’da toplanan yardım TIR’larının Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçişine izin vermezken, BM’nin geçici hükümet güçlerinin kontrol ettiği bölgeler üzerinden gönderdiği yardımlar ise yetersiz kalıyor.
11.08 – CEMİL BAYIK: KÜRDİSTAN ORTA DOĞU’DAKİ SAVAŞIN MERKEZİNDE
KCK Yürütme Kurulu Eş Başkanı Cemil Bayık, ANF’ye konuştu. Üçüncü dünya savaşının yaşandığını, bunun önceki iki dünya savaşından farklı olarak “dünyanın birçok bölgesinde yerel veya bölgesel düzeyde” cereyan ettiğini ve “ekonomik, sosyal ve diplomatik krizlerle birlikte her yere yayılan ulusal bir savaştan bahsedileceğini” kaydeden Bayık, “Kürdistan, bu savaşın merkezi olarak görülüyor” dedi. İran’daki gelişmeleri de bu çerçevede değerlendiren Bayık, Rojava’da yaşananlar hakkında ise, “Ne koalisyon güçleri, ne HTŞ ne de Türkiye, Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’de kurulan özerklik sistemini kabul etmedi. Demokrasiyi, kendi sistemlerinin etkileyemeyeceği bir yönetim sistemi olarak görüyorlar. Bu nedenle, Kürtlerin iradesini kırarak Kuzey ve Doğu Suriye’deki demokratik sistemi ortadan kaldırmak istediler. Bu sistem Arap, Süryani, Çerkes, Türkmen ve Ermeni topluluklarına dayandığı için, Rojava Devrimi’nin Kürt iradesiyle yaratılmıştır. Dolayısıyla, bu Kürt iradesine saldırmak, demokratik toplum paradigmasına doğrudan bir saldırıdır” diye konuştu.
Mevcut durumda kapitalist sistemin bir kriz aşamasında olduğunu ve “krizin ciddiyetinin demokrasi ve özgürlük güçlerinin omuzlarına tarihi bir görev yüklediğini” vurgulayan Bayık, şunları söyledi:
דKürdistan, Orta Doğu’daki 4 devletin sınırları içinde yer almaktadır. Bu 4 devlet, Orta Doğu’nun dengelerini kendileri belirlemektedir. Bu durumda, Kürdistan Orta Doğu’daki savaşın merkezinde yer almaktadır. Ancak Kürtler, on yıllarca süren mücadelelerinin sonucu olarak bugün önemli bir siyasi güç haline gelmişlerdir. Hem bulundukları ülkelerde hem de Orta Doğu’nun siyasi dengelerinde çok önemli bir yere sahiptirler. Hiçbir bölgesel veya uluslararası güç, Kürtleri dikkate almadan Orta Doğu’da doğru ve etkili bir politika izleyemez. Elbette, içinde bulundukları durum nedeniyle, devletlerin mevcut durumu buna dayalı olsa bile, Kürtler bu siyasi dengelerde kesinlikle bir yere sahip olacaklardır. Kürtlerin varlığı ve özgürlüğü sorunu çözülene kadar, ne Kürdistan üzerinde egemenliğe sahip ülkeler istikrara kavuşacak ne de uluslararası güçler bölgesel politikalarından fayda sağlayabilecektir. Kürt sorununun çözülememesi, Orta Doğu’daki siyasi sorun ve krizin temel unsurudur.
Kürtler dört bölgede de etkili oldukları için, bölgesel ve uluslararası güçler onları etkilemeye çalışıyor. Kürtleri ya etkisiz hale getirmek ya da etkilemek istiyorlar. İşte bu yüzden Kürdistan’a karşı bölgesel savaş yürütülüyor. Kürtler de siyasi mücadeledeki bu önemli konumlarının farkındalar ve Kürt halkının özgürlüğü ve varoluşu için mücadelede kazanımlar elde etmek için savaşıyorlar.”
10.00 – MELE ABDULLAH SAĞIR: SINIR KAPISININ AÇILMASI ÇAĞRISINI YAPIYORUZ
19 gündür Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin kuşatması altında olan ve gıda, su, ilaç ve elektrik gibi temel ihtiyaçlar konusunda krizin yaşandığı Kobanî’ye yardım için, Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED) öncülüğünde, dün Kobanî’ye sınır olan Suruç’ta Cumhuriyet Meydanı’nda Cuma Namazı kılındı ve Kürtçe vaaz okundu. Vaazlerde, İslamiyet’in zulmü ve baskıyı yasakladığı ve haram saydığına dikkat çekildi.
Mele Abdullah Sağır, Mezopotamya Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Türkiye ve Şam Hükümeti’ne, sınır kapısının açılması çağrısını yapıyoruz. Bu büyük bir zülümdür. Dini açıdan bir suçtur. Eğer Kobanî’de bir kişi bu sınır kapısının kapalı olmasından dolayı yaşamını yitirirse, onlar da bu kişinin ölümünden sorumludur” dedi.
09.00 – GEÇİCİ HÜKÜMETİN SAVUNMA BAKANLIĞI HEYETİ DSG’Yİ ZİYARET ETTİ
DSG Basın Merkezi, dün Suriye geçici hükümeti Savunma Bakanlığı’ndan bir heyetin DSG’yi ziyaret ettiğini duyurdu. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “29 Ocak anlaşmasının hükümlerinin uygulanması ve entegrasyon sürecinin tamamlanması çerçevesinde, bugün kuvvetlerimizin komutanlığı Suriye Hükümeti Savunma Bakanlığı’ndan bir heyeti kabul etti. Konuyla ilgili görüşmeler devam etmektedir” denildi.
Geçici hükümetin resmi haber ajansı SANA’nın bildirdiğine göre ise, yapılan görüşmede, 30 Ocak’ta duyurulan anlaşma çerçevesinde askeri güçlerin konuşlanacakları alanlar ile entegrasyonu için atılacak somut adımlar konusunda mutabakata varıldı.
×4 OCAK’TAN SONRASI: GÖRÜŞMELER, SALDIRI, KUŞATMA, ATEŞKES VE ANLAŞMA
4 Ocak’ta DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de aralarında bulunduğu Özerk Yönetim heyeti, Şam’a gitmiş ve 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşme yapmıştı. Ancak görüşmeler sürerken, geçici Şam hükümeti toplantıyı iptal etmişti.
Bir gün sonra ise, 5 Ocak’ta Şam hükümeti ile İsrail ve ABD heyetleri Fransa’nın başkenti Paris’te görüşmüş ve 6 Ocak’ta da Şam hükümetine bağlı gruplar Kürt nüfusun yoğun olduğu Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılara başlamıştı.
Halep saldırısı sonrasında ilan edilen ateşkese rağmen, Şam hükümetine bağlı güçler, 16 Ocak’ta Halep’in doğusundaki Dêr Hafir’ı hedef almış ardından da Tabka ve Rakka’ya saldırı başlatmıştı.
Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, 18 Ocak’ta varılan bir mutabakatla, tüm cephelerde ateşkes ilan edildiğini ve DSG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu ve siyasi-idari adımları içeren 14 maddelik bir çerçeve üzerinde uzlaşıldığını ileri sürmüştü.
DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi aynı gün yaptığı açıklamada, “Varılan ittifaka dair Şam’dan döndükten sonra daha detaylı konuşacağız. Bu savaşın bir iç savaşa dönüşmemesi ki öyle planlanmıştı, daha fazla ölüm ve sivillerin anlamsız kayıplarının yaşanmaması için Dêrazor ve Rakka güçlerini Hesekê bölgesine geçirme konusunda bir ittifaka varıldı. Bizler bölgemizin özgünlüğünü koruyacağız” ifadelerini kullanmıştı.
Ardından 19 Ocak‘ta Abdi, Şara ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında Şam’da bir görüşme gerçekleşmiş ancak olumsuz sonuçlanmıştı.
Görüşmeye katılan YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrin, “Bize ‘Hesekê ve Kobani’yi derhal boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek katılın’ dediler. Bunu bir oldu bittiye getirmek istediler ki belli ki önceden planlanmıştı. Bu teslimiyet dayatmasını kabul etmedik” demişti.
ABD’nin arabuluculuğu sonrası 20 Ocak’ta 4 günlük ateşkes ilan edilirken, Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, 22 Ocak’ta Erbil’de Tom Barrack ve CENTCOM yetkilileriyle görüşmüştü.
Barrack, görüşmenin 18 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın ele alındığını ve tarafların ateşkesin sürdürülmesi konusunda hemfikir olduklarını duyururken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la da ateşkes konusunda görüştüklerini açıklayan Abdi ise “Mevcut ateşkesi korumak ve gerçek bir entegrasyonu sağlamak için tüm imkânlarımızla ve ciddi bir şekilde çalışacağız” demişti.
Şam hükümeti ve DSG, 24 Ocak akşamı yaptıkları açıklamalarda, ateşkesin 15 gün uzatıldığını duyurmuştu.
Mazlum Abdi ile İlham Ahmed geçici Şam hükümetiyle 27 Ocak’ta Şam’da bir görüşme daha gerçekleştirmişti. Heyet, 29 Ocak’ta ikinci kez Şam’a gitmişti.
Bu görüşmenin ardından 30 Ocak’ta DSG tarafından, geçici Şam hükümetiyle “kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde” ateşkes sağlandığını ve iki taraf arasında “askeri ve idari güçlerin aşamalı olarak entegrasyonu” konusunda mutabakata varıldığı açıklanmıştı.
30 Ocak’ta açıklanan kapsamlı ateşkes ve entegrasyon anlaşması için takvim başlamıştı. 2 Şubat’ta Haseke’ye, 3 Şubat’ta ise Qamışlo’ya giren İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerden oluşan 100-125 kişilik grup, DSG’ye bağlı İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) ile toplantı gerçekleştirmişti. Toplantının ardından açıklama yapan Haseke Vilayeti İç Güvenlik Kuvvetleri Direktörü Merwan el Ali “Bu koordinasyonun çatışmaları ortadan kaldıracağına inanıyorum. Önümüzdeki günler kesinlikle barışı getirecektir” demişti.
Şam’da 5 Şubat Suriyeli mevkiidaşı Esad Şeybani ile görüşen Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Hewlêr’de DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ve YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn ile bir araya gelmişti.
Abdi görüşmede, 30 Ocak Anlaşması, IŞİD’e karşı mücadele, Kürt bölgelerinin özgünlüğünün korunması, YPJ de dahil olmak üzere, askeri güçlerin entegrasyonunun ele alındığını açıklamıştı.
DSG: Askeri ve idari güçlerin entegrasyonu için mutabakata varıldı



