BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

“Ne monarşi ne de mevcut rejim” |

Kanî Cihangîrî: İran halkı geleceğini kendisi seçmelidir

“Ne monarşi ne de mevcut rejim” |

İran’da ekonomik krize tepki olarak başlasa da eylemlerin kısa sürede özgürlük ve demokrasi talepleriyle rejim karşıtı protestolara dönüştüğünü belirten politik aktivist Kanî Cihangîrî, “Jîna Amini devrimi ile birlikte İran halkı, bu rejimi değiştirmek istiyor. Ne monarşiyi ne de mevcut rejimi, insanlar geleceklerini kendilerinin seçebileceği demokratik bir ülke istiyor. İran halkı geleceğini kendisi seçmelidir” dedi.

Nedim TÜRFENT

İran‘da 28 Aralık 2025’te ekonomik sıkıntılar ve hayat pahalılığına tepki olarak başkent Tahran’daki Kapalı Çarşı esnafının başlattığı protestolar kısa sürede ülke geneline yayılarak rejim karşıtı protestolara dönüştü.

İlerleyen günlerde rejim karşıtı sloganlar ve siyasi taleplerin ön plana çıktığı eylemlere sert müdahale eden rejim güçleri, on binlerce kişiyi öldürdü, yaraladı ya da tutukladı.

Kadın hakları savunucusu ve politik aktivist Kanî Cihangîrî, İran’daki protestoları Nûmedya24‘e değerlendirdi.

Aslen Urmiye’li olan kadın hakları savunucusu ve politik aktivist Kanî Cihangîrî, Fransa’da yaşıyor.
“MOLLA REJİMİNİN SONA ERMESİNİ TALEP EDEN BİR HAREKETE EVRİLDİ”

Başlangıçta eylemlerin “ekonomik krizle bağlantılı” olduğunu anımsatan Cihangîrî, “Tahran’da başlayan protestolarda ilk etapta ağırlıklı olarak işçiler, öğrenciler ve kadınlar ön plandaydı. Ancak çok kısa sürede ülke genelinde yaygın ve ulusal bir harekete dönüştü. Hak, özgürlük, demokrasi ve mollaların ve bu rejimin sona ermesini talep eden bir harekete evrildi” dedi.

Birkaç gün sonra bu protestoların Rojhilat‘a (Doğu Kürdistan) da yayıldığını kaydeden Cihangîrî, “Rojhilat’taki protestolar başlangıçta da ekonomik krizle bağlantılı değildi, aksine özgürlük ve demokrasi talepleriyle bağlantılıydı. Özellikle İlam yakınlarındaki Melekşahi’de, ardından Kirmanşah, Urmiye ve Rojhilat’ın diğer şehirlerinde görüldü” ifadelerini kullandı.

“NE MONARŞİ, NE DE MEVCUT REJİMİ, HALK ÖZGÜR BİR ÜLKE İSTİYOR”

“İran halkı uzun zamandır özgürlüğü özlüyor ve bu rejimin sona ermesini istiyor” diyen Cihangîrî, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Jîna Mahsa Amini devrimi ve ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganıyla birlikte İran halkı, bu rejimi değiştirmek istiyor. Hayatını kaybedenlere dikkatlice bakarsanız, çoğunluğu kadınlar ve 18 yaş altı dahil genç öğrencilerdir.

İnsanlar geleceklerini kendilerinin seçebileceği demokratik bir ülke istiyor. Ne monarşiyi ne de mevcut rejimi istiyorlar çünkü İran halkı monarşiyi de yaşadı ve şu anda bu rejim altında yaşıyor. Bu nedenle halk, değişim istiyor ve özgür ve demokratik bir ülke olmak istiyor.”

“MELEKŞAHİ’DE BİR GÜNDE 17 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ”

Rojhilat’ta durumun çok “vahim” olduğunu belirten Cihangîrî, “Buradaki durum, İran’ın diğer bölgelerinden farklı. Çünkü İran güvenlik güçleri tereddüt etmeden doğrudan göstericileri hedef alıyor. Bir günde, İlam’a bağlı Melekşahi’de 17 kişi öldürüldü. Ne yazık ki medyada herkesin dikkati Tahran üzerinde” dedi ve ekledi:

“Doğu Kürdistan’dan kimse bahsetmiyor. Kürtler demokrasi ve özgürlük için çok ağır bedeller ödüyor. Baskı çok ağır. Birçok yerde elektrik ve internet yok, İran’ın diğer bazı şehirlerindeki gibi değil. Aldığımız bilgilere göre Doğu Kürdistan şehirlerinde çok sayıda sivil polis konuşlandırılmış durumda ve evinden çıkan herkes tutuklanıyor ya da vuruluyor. Kürdistan’daki tutuklamalar İran’ın diğer bölgelerine kıyasla çok daha fazla.”

“İNTERNETİ, KATLİAMLARINI GİZLEMEK İÇİN KESİYORLAR”

Medyada yansıyan 10 bini aşkın can kaybına işaret eden Cihangîrî, “İnternete erişimin olmadığını düşünürsek, internet geri geldiğinde durumun ne kadar daha ağır olacağını hayal edin. Rejim interneti kestiğinde katliamlar yaşanıyor. Çok sayıda insan kayboldu, çok sayıda kişi de tutuklandı. Elimizde net bilgiler olmasa da bu sayıların daha yüksek olduğunu düşünüyorum” dedi.

Karartma nedeniyle sağlıklı bilgiye ulaşamadıklarını kaydeden Cihangîrî, “Ne yazık ki bilgilerimiz çok sınırlı. İnternet olduğu zamanlarda, sosyal medyada bazı fotoğraf ve videolar görülebildi. Unutmayın ki interneti, katliamlarını gizlemek, insanları öldürmek ve kaybetmek için kesiyorlar” ifadelerini kullandı.

“İran halkı özgürlük için acı çekti ve bu nedenle protestoları sürdürecek, ancak ne zamana kadar?” diye soran Cihangîrî, sözlerini şöyle sürdürdü.

×Tüm dünyanın bunu duyması ve bu insanlara yardım için harekete geçmesi gerekiyor. Rejim de bunun bu kez farklı olduğunun farkında. Çünkü Tahran’da ekonomik krizle başlayan süreç hızla değişti ve özgürlük ile rejim değişikliği talep eden protestolara dönüştü. Ancak soru şu: Dünya liderleri müdahale edene kadar bu halk protestoları ne kadar sürdürmeli?

RIZA PEHLEVİ, İRAN HALKININ ÖZGÜRLÜK TALEBİNİ KARŞILAYABİLİR Mİ?

Kadınların protestolarda çok önemli bir rol oynadığını belirten Cihangîrî, “‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı, Jîna Mahsa Amini protestoları ve devriminden kalma bir slogandır. Hayatını kaybedenlerin fotoğraflarına baktığımızda, her yaştan kadınların olduğunu görüyoruz. Mesela, 24 yaşındaki genç Kürt öğrenci Robîna, Tahran’daydı” dedi.

İran halkının özgürlük, adalet ve demokrasi talep ettiğini ve geleceğini kendisinin seçmek istediğini vurgulayan Cihangîrî, son olarak Rıza Pehlevi hakkında şunları ifade etti:

“Rıza Pehlevi bir seçenek değildir. Ben böyle düşünmüyorum. Çünkü bu halk daha önce Rıza Pehlevi’nin dedesi ve babası döneminde monarşi altında yaşadı ve monarşiye karşı bir devrim yaptı. Bu nedenle İran halkı geleceğini kendisi seçmelidir.”

×

İRAN’DAKİ PROTESTOLAR HAKKINDA

İran’da 28 Aralık 2025’ten beri devam eden protestolarda can kaybı her geçen gün artıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı’nın (HRANA) bildirdiğine göre, şimdiye kadar teyit edilen toplam ölü sayısı 6 bin 864’e ulaştı; bunlardan 6 bin 430’u protestocu olarak bildirilirken, 152’si ise 18 yaşın altında. Hala soruşturma aşamasında olan vaka sayısı ise 17 bin 91 olarak belirtildi. Gözaltına alınanların sayısı da 50 bine yaklaşmış durumda.

HRANA’nın sahadan teyit edebildiği kadarıyla açıkladığı bu veriler, pek çok kaynağa göre çok az.

İnsan hakları örgütleri de resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Bloomberg’in aktardığına göre, Birleşmiş Milletler’in İran’daki insan hakları özel raportörü Mai Sato, ülkedeki doktorlardan gelen bilgilere dayanarak, protestoların bastırılması sırasında ölen sivillerin sayısının 20 bin’in üzerinde olabileceğini ifade etti.

Yüzlerce kişinin fotoğrafları BBC’ye ulaştırıldı | İran’da öldürülenler tanınmaz halde

İngiltere merkezli The Sunday Times gazetesi, sağlık çalışanlarının verilerinden hareketle, “protestolarda ölenlerin sayısının 16 bin ila 18 bin arasında olabileceğini” yazdı.

Ancak bu açıklamaların aksine, Münih Göz Merkezi Direktörü İranlı-Alman Profesör Amir Mobarez Parasta, 29 Ocak’ta Le Point’e verdiği röportajda, ülke genelinde kurdukları klinik ağ üzerinden 30 bin 304 sivil ölümü belgelediklerini açıklamıştı.

İranlı doktor klinik kayıtlarını açıkladı I ’30 bin 304 sivilin öldürüldüğünü belgeledik’

İran’daki ölü sayısı hakkındaki en çarpıcı iddialar ise Farsça yayın yapan dijital medya platformu İran Uluslararası’nın (Iran International) Yayın Kurulu’ndan gelmişti. Kurul tarafından incelendiği kaydedilen belgelere göre, 8-9 Ocak tarihlerinde ülke genelindeki protestoların bastırılması sırasında güvenlik güçleri tarafından 36 bin 500’den fazla İranlı öldürüldü.

Iran International’a göre, 8-9 Ocak’ta 36 sin 500’den fazla kişi öldürüldü 

Benzer Haberler

Akın Olgun yazdı |

Rojava ve “yettiniz artık!” diyen sesler

Birçok kentte operasyon |

ESP Eş Genel Başkanı Çepni ve gazeteciler dahil 92 kişi gözaltında

30 Ocak Anlaşması ve adımlar |

Rojava’da son durum: Güncel gelişmeler, açıklamalar -CANLI BLOG

Türkiye’ye ilişkin bölümler inceleniyor l

Ankara Savcılığı'ndan Epstein soruşturması

Borsada “kara para” operasyonu:

8 ilde 22 kişi için gözaltı kararı

“Çerçeve metin” görüşülecek |

Komisyon rapor yazım ekibi bugün toplanıyor

Sisi ile de bir araya gelecek |

Erdoğan, Selman’la görüştü

DEM Parti’den Gelecek Partisi’ne ziyaret |

Hatimoğulları: Türkiye'nin stratejisi 'Türkiye'de barış ve Suriye'de barış' olmalı