Doğu Akdeniz’de dengeleri belirleyecek bir gelişme dün yaşandı. İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında yeni işbirliği zirvesi yapıldı. Asya ve Avrupa arasında enerji ve ticaret bağlantısı açısından kritik öneme sahip IMEC projesi esas gündemdi. Üç ülke ile ihtilaflı olan Türkiye için de mesaj vardı. Netanyahu, “İmrapatorluk hayallerini unutun”dedi.
HABER MERKEZİ – İsrail’de dün bölgesel işbirliğinin ve dengelerin yeniden şekillenmesi açısından dikkat çekici bir görüşme gerçekleşti. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Kudüs’te görüştü.
Doğu Akdeniz’de hem güvenlik hem de enerji işbirliği kapsamında önemli olduğu değerlendirilen üçlü zirvede karşılıklı destek ve ortak stratejik çıkarlara olan bağlılık yeniden teyit edildi. Görüşme sonrasında Türkiye’ye de mesaj veren Netanyahu, görüşmeyi “onuncu görüşmemiz” olarak nitelendirdi ve “Bence bu en önemli görüşme” diye ekledi.
Netanyahu, Mitsotakis ve Hristodulidis ile “enerji, teknoloji, bağlantı ve güvenlik gibi birçok alanda işbirliği yaptıklarını ve işbirliğini ayrıntılı olarak görüştüklerini” söyledi.
IMEC PROJESİ VE YENİ DÖNEM DENGELERİ: NETANYAHU İLERLEME İSTİYOR
The Jerusalem Post’un bildirdiğine göre, üç ülke arasındaki yakın ilişkinin temelleri yaklaşık 15 yıl önce enerji işbirliği ile atıldı. Bugün bu ilişkinin en güçlü ayağını yine enerji işbirliği oluşturuyor ve burada Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) önemli bir yer tutuyor. Nitekim Netanyahu, üç ülkenin IMEC konusunda ilerleme kaydedeceğini duyurdu ve ekledi:
דBu daha önce de gündeme gelen bir fikir, ancak bunu gerçeğe dönüştürmemiz gerektiğini düşünüyoruz.”
Netanyahu, projeyi, İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan deniz yolları, enerji boru hatları ve kablo bağlantısının bir kombinasyonu olarak tanımladı.
Bu çabaların bir parçası olarak Netanyahu, liderlerin üç ülke, Avrupa ve Arap Yarımadası arasında elektrik enerjisi işbirliğini sağlayacak ve nihayetinde Asya’ya bağlanacak olan Büyük Deniz Bağlantısı projesini ele aldıklarını da kaydetti ve “Bunu nasıl ilerletebileceğimiz konusunda pratik olarak görüştük ve bunu ilerletmeyi amaçlıyoruz” dedi.
HRISTODULIDIS: ORTAKLIK BÖLGE VE ÖTESİ İÇİN DE STRATEJİK ÖNEME SAHİP
Görüşmeden memnun olan Mitsotakis ise, Yunanistan’ın Doğu Avrupa’nın güneyinde enerji merkezi rolünün giderek daha önemli hale geldiğini ve “hem Kıbrıs hem de İsrail için çok önemli olacak sıvılaştırılmış doğal gaz için bir geçiş noktası olduğunu” vurguladı.
Ocak ayı başında Avrupa Birliği dönem başkanlığı görevini üstlenecek Güney Kıbrıs’ın lideri Hristodulidis da, zirvenin sembolik anlamın ötesinde bir öneme sahip olduğunu söyledi. “Bugünkü varlığımız sembolik değil; özlüdür” diyen Hristodulidis, Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail arasındaki ortaklığın “sadece üç ülke için değil, bölge ve ötesi için de stratejik öneme sahip” olduğunu vurguladı.
TRUMP GÖRÜŞMESİ ÖNCESİNDE MESAJ
The Jerusalem Post’a konuşan İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen de görüşmenin stratejik önemine dikkat çekti. Cohen, “Bu çok önemli bir ziyaret, çok stratejik bir ziyaret ve bölgesel istikrarı baltalamaya çalışan ülkelerin olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Pratikte, burada da tam olarak istikrarı sağlamayı, ortak bir güç oluşturmayı ve güvenlik, ekonomik ve enerji alanlarında işbirliği yaratmayı hedefleyen bir bloktan bahsediyoruz” diye konuştu.
Cohen, üçlü zirvenin Netanyahu’nun 29 Aralık’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmeden hemen önce gerçekleşmesinin önemine de dikkat çekti. Cohen bu nedenle görüşmenin önemli mesajlar barındırdığını düşünüyor ve bunları şöyle açıklıyor:
דTrump’ın vizyonunu ilerletmek, IMEC projesini desteklemek ve pratikte dünya için çok önemli olan bir başka altyapı koridoru oluşturmak yer alıyor.”
Bu arada görüşmeden sonraki açıklamasında Hristodulidis, 2026’da üçlü işbirliğini güçlendirmek için ABD’nin de dahliyle 3+1 formatına geçme isteğini dile getirdi. Netanyahu’nun ABD’yi ziyareti sırasında 3+1 formatını vurgulayacağını belirten Hristodulidis, ABD’nin üç ülkeye desteğinin değer katacağını kaydetti.
İSRAİL, MISIR, FRANSA, LÜBNAN VE GÜNEY KIBRIS ANLAŞMALARI
Doğu Akdeniz’de son aylarda daha görünür hale gelen yeni işbirliği anlaşmaları ve görüşmeleri, İsrail’in bölgesel rolünü güçlendirmekle birlikte, dikkat çekici düzeyde Güney Kıbrıs’a ve onunla birlikte Yunanistan’a da merkezi bir rol veriyor.
Fransa ve Güney Kıbrıs arasında 15 Aralık’ta stratejik işbirliğini kapsayan yeni bir anlaşmanın imzalandığının duyurulması, Doğu Akdeniz’deki yeni durumla ilgili dikkat çekici bir gelişmeydi. Bu anlaşmanın savunma, enerji ve güvenlik alanlarını kapsadığı bildirilmişti.
Güney Kıbrıs ile Fransa arasında stratejik işbirliği anlaşması
Fransa’nın Güney Kıbrıs ile yaptığı stratejik işbirliği anlaşması, daha önce İsrail, Mısır ve Lübnan’ın imzaladığı anlaşmaları da hatırlatıyor.
Mısır, 2013’te Güney Kıbrıs ile askeri alanları da kapsayan stratejik bir anlaşma imzalamıştı. 2022’den sonra ise İsrail ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişkiler yeni bir boyut kazandı. İki ülke arasında askeri ve ticari anlaşmalar imzalanmış, İsrail’den önemli oranda askeri malzeme Güney Kıbrıs’a gönderilmişti. Bu hamle, Doğu Akdeniz’de güvenliğini garantilemek için İsrail’in attığı kritik bir adım olarak değerlendirilirken, Güney Kıbrıs’ın da bölgede etkili olan önemli bir müttefik kazandığı yorumları yapılmıştı.
Son olarak, Lübnan ile Güney Kıbrıs arasında uzun yıllardır askıda bekleyen deniz yetki alanları anlaşmasının 27 Kasım’da imzalandığı duyurulmuştu. Böylece Doğu Akdeniz’de Mısır ve İsrail’in ardından Lübnan da Güney Kıbrıs ile stratejik anlaşma imzalayan bir diğer ülke olmuştu.
Lübnan ve Güney Kıbrıs anlaştı I Deniz yetki alanları anlaşması imzalandı
×
DOĞU AKDENİZ: STRATEJİK HAMLELER, TÜRKİYE – İSRAİL – GÜNEY KIBRIS İHTİLAFI
Doğu Akdeniz’de güvenlik ve enerji başta olmak üzere pek çok önemli başlıkta yapılan işbirliği anlaşmalarının en fazla rahatsız ettiği ülke ise Türkiye. Bu yeni işbirliği anlaşmalarının ve bununla birlikte oluşan politik dengelerin merkezinde İsrail ve Güney Kıbrıs’ın yer alması özellikle Türkiye’yi rahatsız eden bir husus.
İsrail ve Güney Kıbrıs, birçok bölgesel konuda Türkiye ile ihtilaflı durumda. Kıbrıs adasının durumu, Gazze ve Hamas meselesi ve Suriye’deki yeni dönem üç ülke arasındaki gerilimin başlıca sebepleri arasında yer alıyor.
KIBRIS MESELESİ HALA ÇÖZÜMSÜZ
Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs arasında yıllara dayanan meselelerin çözümü için arayışlar sürüyor. Bununla birlikte Kıbrıs adası üzerine stratejik hamleler de son dönemlerde artış gösterdi.
Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin 1974’ten beri izlediği geleneksel iki ayrı devlet çözümü dışında bazı politikalara öncelik verebileceği yönünde adımlar atılıyor: Kuzey Kıbrıs’ın yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Güney Kıbrıs lideri Hristodulidis ve BM Kıbrıs Temsilcisi Angela Holguin, 11 Aralık’ta üçlü bir zirve gerçekleştirmişti. Holguin, zirvenin ardından federalizm temelinde bir çözüm için görüşmelerin devamı konusunda hemfikir olduklarını belirterek, ikinci görüşmenin de Ocak ayında yapılacağını ve bu görüşmelere Türkiye, Yunanistan ile İngiltere’nin dahil olacağını duyurmuştu. Böylece beş yıl aradan sonra yeniden aktifleşen 5+1 formatındaki görüşmelerin Kıbrıs adasında çözüme yol açıp açmayacağı ise hala belirsizliğini korurken, Türkiye’nin federalizm çözümü yönündeki arayışlara karşı olduğu biliniyor.
Beş yıl sonra ilk zirve 11 Aralık’ta | Holguín, Hristodulidis ile de görüştü
GAZZE PLANI: İSRAİL’İN TÜRKİYE VETOSU
ABD Başkanı Donald Trump’ın 29 Eylül’de açıkladığı Gazze Barış Planı kapsamında İsrail ile Hamas arasında 10 Ekim’de ateşkes ilan edilmişti. Bu planın birinci aşamasında atılan bir adımdı ve Türkiye de bu süreçte rol aldı. Ancak yeni yılla birlikte planın ikinci aşaması için bazı kritik adımların atılması gündemde. Bu adımlar arasında Türkiye’nin desteğini gizlemediği Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze’de teknotrat bir hükümetin kurulması, Gazze’ye konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü’nün oluşturulması ve bütün bu adımları takip edecek bir Barış Kurulu’nun ilan edilmesi bulunuyor.
Türkiye, Barış Kurulu’nda ve İstikrar Gücü’nde yer almak istiyor. Ancak İsrail’in vetosu bulunuyor ve bu konuda henüz bir gelişme yaşanmış değil. Netanyahu’nun 29 Aralık’ta Trump ile yapacağı görüşmede bu konunun ele alınması bekleniyor.
Trump planı, Gazze’de ikinci aşama, Uluslararası İstikrar Gücü
SURİYE: İSRAİL İLE TÜRKİYE’NİN FARKLI HESAPLARI
Suriye’de ise Türkiye Beşar Esad’ın devrilmesi sonrasında iktidarı ele geçiren Heyeti Tahriri Şam’ı ve onun geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’yı açıktan destekliyor. İsrail ise, 8 Aralık 2024’te gerçekleşen iktidar değişikliğinin ardından Suriye’ye yönelik bombardımanını arttırdı, kritik önemdeki Hermon Dağı ve Kuneytra bölgesine asker konuşlandırdı.
İsrail, Şam’ın güneyinden sınırlarına kadar olan bölgenin silahsızlandırılmış bir tampon bölge olmasını ve aynı zamanda Süveyda eyaletindeki Dürzilerin haklarının güvenceye alınmasını istiyor. Türkiye ise, Şara hükümetiyle yakın işbirliği halinde kalıyor ve İsrail’in Suriye’yi istikrarsızlığa sevk ettiğini ileri sürüyor. Türkiye aynı zamanda Kürtlerin ve Dürzilerin hak mücadelesini İsrail ile bağlantılı istikrarsızlaştırıcı gelişmeler olarak değerlendiriyor ve Suriye hükümetinin gerçekleştirdiği katliamları da görmezden geliyor.
Fidan, Güler ve Kalın Şam’da Şara ile görüştü |
NETANYAHU’DAN TÜRKİYE’YE: İMPARATORLUĞU UNUTUN!
Netanyahu’nun Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamanın dikkat çekici mesajlarından bazıları Türkiye içindi.
Netanyahu, açıklamasında “Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’in saldırganlık, terörizm ve istikrarsızlıkla sınandığını” belirterek, üçlü ortaklığın “kaosun üstesinden gelecek güç, açıklık ve işbirliği sağladığını” sözlerine ekledi.
Netanyahu, ardından Türkiye’ye yönelik üstü kapalı şu mesajı verdi:
דİmparatorluklarını ve topraklarımız üzerindeki egemenliklerini yeniden kurabileceklerini hayal edenlere şunu söylüyorum: Bunu unutun. Bu asla olmayacak, aklınızdan bile geçirmeyin.”



