BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Dünya 2025’i nasıl kapatıyor, 2026’ya ne bırakıyor?

Dünya 2025’i nasıl kapatıyor, 2026’ya ne bırakıyor?

Doğu ERGİL

Bir Yılın Muhasebesi, Bir Geleceğin Kırılgan Taslağı

Yeni bir yıla girerken dünya ne umutla dolu ne de bütünüyle karanlık. 2025, büyük bir kopuş yılı olmadı; ama birikmiş gerilimlerin normalleştiği, olağanüstünün sıradanlaştığı bir eşik yılı olarak kapandı. Savaşlar sürdü, adaletsizlikler derinleşti, ekonomi nefes almaya çalıştı, demokrasi savunmada kaldı. Dünya.  2025’i “çözülemeyen sorunlarla yaşamayı öğrenerek” kapatıyor.

2025: Krizlerin Yılı Değil, Krizlerle Yaşamanın Yılı

2025’i tanımlayan şey yeni felaketler değil; eski felaketlerin kalıcı hâle gelmesi oldu.

Ukrayna savaşı “çözüm” üretmeden dondu.

Gazze, sadece bir coğrafya değil, küresel vicdanın yarıldığı bir sembole dönüştü.

Ortadoğu’da savaş artık istisna değil, düşük yoğunluklu bir süreklilik hâlini aldı.

Küresel sistem, “istikrar” kavramını fiilen rafa kaldırdı.

Dünya, 2025’te şunu kabullendi: Kriz artık geçici bir durum değil; yeni normal.

Küresel Ekonomi: Toparlanma Değil, Dayanmanın Yılı

2025 ekonomik olarak bir toparlanma yılı olmadı. Ama bir çöküş yılı da değildi.

Enflasyon kontrol altına alınır gibi yapıldı; ama yaşam maliyeti düşmedi.

Gelir adaletsizliği neredeyse her ülkede derinleşti.

Orta sınıf, “geçici sıkıntı” söyleminin kalıcı mağduru hâline geldi.

Bu yılın esas sonucu şuydu: Ekonomi teknik olarak büyürken, toplumlar psikolojik olarak yoksullaştı.

2026’ya Miras

Bu durum 2026’ya şu mirası bırakıyor: Sabır eşiği düşmüş, öfkesi birikmiş, gelecek algısı zayıflamış toplumlar.

Pekiyi, demokrasi 2025’i Nasıl Kapatıyor?

2025, demokrasinin saldırıya uğradığı bir yıl değildi. Zaten uzun süredir saldırı altındaydı.

Asıl endişelenmemiz gereken sorun şuydu: Demokrasi savunulması gereken bir değer olmaktan, “işlevsiz ama vazgeçilmez bir dekor”a mı dönüşüyor?  Çünkü,

Seçimler yapılıyor ama pek az şey değişiyor.

Hukuk var ama öngörülebilir değil.

Medya var ama ikna gücü zayıf ve çoğunluk iyibarıyla tarafsız ve profesyonel değil..

Bunlara bakarak, 2025, bize şunu gösterdi:Demokrasi bir günde ölmüyor; yavaş yavaş içi boşaltılıyor.

2026’da Dünya İçin Neler Olası?

2026 bir “büyük patlama” yılı olmak zorunda değil.

Ama üç güçlü ihtimal masada:

1. Yeni Jeopolitik Sertleşme

ABD–Çin rekabeti daha açık, daha az örtülü yaşanabilir.

Ortadoğu’da vekâlet savaşları genişleyebilir.Enerji ve ticaret hatları daha fazla siyasileşebilir.

2. Ekonomik Sabırsızlık

Uzun süredir sıkıntıda olan toplumsal kesitler, kemer sıkma siyasetlerine daha az tahammül gösterebilir. Sosyal huzursuzluklar, “ideolojik” değil, geçim temelli olabilir.

3. Ahlaki Aşınmanın Derinleşmesi

Adalet, liyakat ve hakikat duygusu zayıfladıkça, insanlar “doğru olan”dan çok “işe yarayan”a yönelebilir. Görülen o ki yöneliyorlar da.

Ya Türkiye Bu Tablonun Neresinde?

Türkiye 2025’i yüksek belirsizlik, düşük güven ile kapatıyor.

Ekonomide resmî rakamlar konuşturuluyor, ama hayatın gerçekleriyle ıyumsuzlar; ikna etmiyorlar.

İktidarlar ayakta, ama toplum yorgun.

Dindarlık dili yaygın, ancak yoplumsal ilişkilerde ahlâk dibe vurmuş durumda.

Bu tablo, 2026 için üç kritik risk üretiyor:

1.Ekonomik Kırılganlığın Siyasallaşması

Geçim sıkıntısı sabırla değil, öfkeyle karşılanabilir.

Bu da dili sert, çözümü sığ bir siyaset üretebilir.

2. Ahlak–Din Ayrışmasının Derinleşmesi

Dinî söylem arttıkça, adalet duygusunun zayıflaması toplumda sessiz ama kalıcı bir düş kırıklığı yaratabilir; yaratmaktadır.

3. Kurumsal Çürümenin Normalleşmesi

Hukuksuzluk, liyakatsizlik ve keyfilik “alışılmış” hâle geldikçe,toplum kendi geleceğine yatırım yapmaktan vazgeçebilir. Bunun en somut kanıtı en parlak gençlerin ülkeden ayrılması ve geleceklerini başka ülkelerde aramalarıdır.

Bir İhtimal Daha Var

Her muhasebe yazısı karamsarlıkla bitmemeli. Ümit edelim ki ahlaki sezgi hâlâ yaşıyor olsun. Olan biteni millet kendisine yakıştıramasın. “Ben buna layık değilim” desin.

“Bu doğru değil” diyen iç ses kaybolmuş olmasın.

Adalet talebi bastırılsa da yok olmasın.

Genç kuşak, itaatin daha iyi bir gelecek getirmediğini görüp tepki göstersin.

Bu değerlendirmenin ışığında 2026’nın asıl sorusu şu olacak:

Türkiye, bu ahlakî çağrıyı siyasete, hukuka ve yönetime taşıyıp sonuç alabilecek mi?

Çünkü, ahlâkın olmadığı yerde istikrar olmaz. Adaletin olmadığı yerde büyüme kalıcı olmaz.Vicdanın sustuğu yerde hiçbir kutsal kurtarıcı değildir.

ÖZETLE

Dünya 2025’i büyük umutlarla değil, büyük yanılsamalardan arınarak kapatıyor. 2026, mucizeler vaat etmiyor. Ama bir şeyi net biçimde dayatıyor:

2025’in son ayları, büyük kırılmalardan çok küçük ama anlamlı kaymalarla kapandı. Yapay zekânın kamu yönetimi, eğitim ve medya alanlarında daha görünür hâle gelmesi; savaşların “görüntüyle yönetilen” bir forma evrilmesi; iklim krizinin ise artık felaket değil, maliyet diliyle konuşulması bu kaymaların başında geliyor. Dünya, sorunları çözmekten çok, onları daha iyi yönetme arayışına yöneliyor.

Bu dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, ahlakî yorgunluğun küreselleşmesi oldu. Savaş görüntülerine duyarsızlık, yoksulluğun kanıksanması ve adaletsizliğin “kaçınılmazlık” gibi sunulması yalnızca otoriter rejimlerde değil, demokratik ülkelerde de yaygınlaşıyor. Bu durum, krizin kendisinden çok, krize verilen tepkilerin çöküşünü işaret ediyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise yeni olan şey, sorunların derinliği değil; toplumun bunları taşıma kapasitesinin zayıflaması. Genç kuşaklar daha az vaatle, daha az sabırla ve daha doğrudan sorularla 2026’ya giriyor. Bu da şunu gösteriyor: Önümüzdeki yıl, siyaset için bir iktidar yılından çok, etik ikna yılı olmak zorunda. Aksi hâlde sessizlik büyüyecek; ama rıza üretmeyecek.

Benzer Haberler

Olumsuz hava koşulları l

114 uçuş iptal edildi

Doğu Ergil yazdı |

Dünya 2025’i nasıl kapatıyor, 2026’ya ne bırakıyor?

2 ayı aşkın süredir yoğun bakımdaydı |

Gazeteci Hüseyin Aykol yaşamını yitirdi

CHP lideri Özel’den yeni yıl mesajı |

Korkuyu değil umudu büyüteceğiz

Yeni yıl mesajında süreç için “tahrik” uyarısı |

Bahçeli: 10 Mart Mutabakatı herkesin ortak menfaatinedir

Yeni yıl mesajında ‘süreç’ vurgusu |

Erdoğan: Üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız