BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Doğu Ergil yazdı |

İran’da ne oluyor?

Doğu Ergil yazdı |

Doğu ERGİL

Ekonomik Çöküşten Bölgesel Krize: Tahran’ın Kırılgan Dengesi

İran bugün sadece iç siyasetinde sorunlar yaşamıyor, bölgesel ve küresel sistemin çatlaklarından biri üzerinde duruyor. Aralık 2025’te başlayan protestolar artık yalnızca hayat pahalılığı, işsizlik ve ekonomik çöküşe tepki değil, rejime karşı açık bir siyasi meydan okuma hâline gelmiş bulunuyor. Bu iç gerilim, geçen yılın İsrail–İran çatışmasıyla birleşerek İran’ın hem içeride hem de dış politikada daha derin bir bunalıma sürüklenmesine neden olmuştur.

İRAN’IN SİYASİ SİSTEMİ: NEDEN FARKLI, NEDEN KIRILGAN?

İran, klasik bir otoriter rejim değildir. Aynı zamanda tam anlamıyla tam bir teokrasi de değildir.

İran modeli:

Seçilmiş kurumlar (Meclis, Cumhurbaşkanı);

Seçilmemiş üst iktidar (Rehberlik, Anayasayı Koruyucular Konseyi);

Devletten bağımsız ama devletten güçlü bir yapı: Devrim Muhafızları.

Bu yapı rejime sıradışı bir dayanıklılık kazandırmıştır. Ama aynı zamanda onu reforme edilemez hâle getirmiş, dondurmuştur. Değiştirilemezliği onun yıkılmasını zorunlu hale getirmektedir.

Protestoların Dinamiği ve Şiddeti

İran’da 28 Aralık 2025’ten itibaren ekonomik sıkıntılara bağlı olarak başlayan gösteriler hızla yayılarak tüm 31 eyalette ve 90’dan fazla şehirde etkili olmuştur. Protestocular, sadece yüksek enflasyon ve işsizliğe karşı değil, rejimin yetersizliğine ve siyasi sorumluluğuna yönelik itirazları dile getiriyorlar.

“Diktatöre ölüm!” ve “özgürlük” çığlıkları, olayın artık ekonomik değil sistemik bir krize dönüştüğünü gösteriyor. Resmî verilere göre binlerce gözaltı ve dün itibarıyla en az 40’tan fazla ölüm kayda geçti. Kürdistan ve batı eyaletlerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Rejim, interneti keserek dış dünyayla iletişimi engelledi ve protestoları kontrol altına almaya çalıştı.

İç asayiş kuvvetleri, protestoculara karşı amansız baskı uyguluyor. Ölen gençlerin acısı yanında ailelerden bu ölümleri duyurmamaları baskısı toplumsal travmayı derinleştiriyor.

Siyasî protestolar, İran’ın rejim meşruiyetini ve ideolojik bütünlüğünü derinden sarsıyor. Gösterilerin 1979 Devrimi’yle şekillenen siyasi yapıya eleştiri biçimini alması, Tahran yönetimi için bir ilk sayılır. Ayrıca protestoların dinî olmayan sembollerle ifade bulması (“Kadın, Hayat, Özgürlük: Jin, Jiyan, Azadi“ veya Reza Pahlavi çağrıları vb.), rejimin ideolojik tekelini aşındırmaktadır.

İsrail ile Çatışmanın Geriye Yansıması

2025’in Haziran ayında İran ile İsrail arasında kısa ancak sert bir çatışma yaşandı. İsrail, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ile ABD’nin sınırlı katılımının da eşlik ettiği saldırılarda İran’ın nükleer tesislerini ve askeri altyapısını hedef aldı; İran’ın balistik füze ve drone salvosuna karşılık, bu karşılıklı saldırı hattı önemli can ve mal kayıplarına yol açtı ve bölgesel dengeleri sarstı. Bu karşılıklı saldırılar yinelendi ve Tahran’ın dayanma gücünü bir daha sınadı.

Bu askeri gerilim, ekonomik yaptırımların ağırlaştırıldığı bir dönemde İran ekonomisini daha da zorladı. Petrol gelirleri baskı altında, Rial hızla değer kaybetti ve halkın günlük yaşam maliyetleri aldı başını gitti. Bu ekonomik sıkıntıların tetiklediği memnuniyetsizlik, protestoların doğrudan rejim karşıtı siyasi taleplere dönüşmesinde belirleyici oldu.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, fırsattan yararlanıp İran’daki protestolara sosyal medyada destek mesajları yayınlayarak rejimin meşruiyetini bir kez daha sorguladı.  Bu, Tahran yönetimine “dış ajanlar aramızda geziyor”  propagandası yapmasına izin verdi. Rejimin kendini koruma refleksi, dış tehdit eksenine oturtmaya çalıştı.

Rejime Yönelik Uluslararası Tepkiler

İran yönetimi, rejime yönelik protestoları dış ülke destekli olarak nitelendirerek halkı kendi etrafında toplamaya ve aralarındaki anlaşmazlıkları sonlandırmaya çağırıyor. Dış düşman yaratmak otoriter rejimlerin kadim taktiğidir. Bu taktiğin hedeflediği şeytan, çift başlı: ABD ve İsrail. Tahran, protestocuları “yabancı misyonların ajanları” olarak tanımlayıp sert güvenlik önlemleriyle bastırma yolunu seçti. Onlar yurttaş değil, düşman ajanlarıydı.

Uluslararası arenada ise tepki çeşitli. ABD Başkanı Trump, hükümetin protestoculara karşı acımasız tutumunu şiddetle eleştirerek, bu şiddetin sürmesi hâlinde misilleme ve yaptırım seçeneklerinden söz etti. Avrupa’nın çeşitli aktörleri de İran’ın yurttaşlarına sert tutumunu kınadı.

Buna karşılık Rusya gibi güç merkezleri, çatışmanın daha geniş bir savaşa dönüşme riskine dikkat çekiyor ve ABD ile İsrail’in gerilimi tırmandırmaması gerektiğini vurguluyorlar.

SONUÇ: BÖLGESEL KAOS MU, YENİ ORTA-DOĞU DENGESİ Mİ?

İran’da bugün yaşananlar, iç ve dış siyasetin kesiştiği bir dönemin ürünü:

İç sosyo-ekonomik kriz, halkın rejime karşıtlığını iyice artırdı.

İsrail’le yaşanan çatışma, ekonomik düzelme ve güvenlik algısını derinden ve olumsuz etkiledi.

Uluslararası tepkiler, hem yaptırımların sürmesini hem de diplomatik izolasyonu güçlendirdi.

Rejimin sert tutumu, kısa vadede baskıyı sürdürebilir ama meşruiyet kaybını hızlandırıyor. Rejimi ayakta tutan toplumsal rıza hızla aşınıyor.

Küresel düzeyde giderek kuralsızlaşan uluslararası düzen, İran  karşıtlarının bu ülkeye keyfî müdahalelerine kapı açıyor. Bütün güçlü ülkelerin kuraldışı hamleleri ve başka ülkelere müdahaleleri olduğu için birbirlerini durduracak ahlâki üstünlükleri yok.

Bundan Sonra Ne Olabilir?

Bugünkü İran siyasi sistemini, toplumsal huzurunu ve ekonomik istikrarını ciddi şekilde sarsan bir kritik eşikten geçiyor. Protestolar, ekonomik sıkıntılardan kaynaklansa da artık rejimin meşruiyetine yönelik daha geniş talepleri yansıtıyor. Yönetimin nasıl bir yol izleyeceği — sert baskı mı, sınırlı reform mu yoksa daha yapıcı diyalog mu — ülkenin kaderini belirleyecek en önemli faktörlerden biri olacak.

İran’daki bu durum aynı zamanda bölgesel güvenlik, göç akımları ve küresel diplomasi açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Türkiye–İran Dengesi Daha Kırılgan Hale Gelir

İran’daki iç istikrarsızlık, Türkiye’nin doğu komşusuyla kurduğu “kontrollü rekabet + zorunlu işbirliği” dengesini sarsar.

İran’da bir rejim değişikliği, bu ülkenin “Kürt meselesini” farklı bir boyuta taşır (İran’daki Kürt bölgeleri tarihsel olarak huzursuzluklara açık alanlardır) ve Türkiye bu durumu etkilemek için Suriye’deki gibi geniş bir manevra alanı bulamaz.

Rejim zayıfladığında:

Sınır güvenliği gevşeyebilir

Silahlı grupların hareketliliği artabilir

İran–Türkiye–Irak üçgeninde yeni bir güvenlik boşluğu doğabilir. Bu boşlukları doldurmak, Türkiye’nin kapasitelerini zorlayabilir.

İran’ın diplomatik manevra alanı daralırsa, Ankara enerji, ticaret ve arabuluculuk rolünü genişletmek isteyebilir. Ancak bu fırsat, yüksek risk içerir.

Benzer Haberler

Ünlülere yönelik soruşturma l

Can Yaman serbest, 4 kişinin gözaltı süresi uzatıldı

Bozova’da bir evin mutfağında patlama |

Biri bebek 3 kişi yaşamını yitirdi

TBMM’de bu hafta l

Gündemde neler var?

Kani Torun, Barrack’ı alıntıladı iktidarı eleştirdi:

Dilimizde tüy bitti...Suriye’deki tarafları Ankara’da bir araya getirin