Ecehan Balta
Geçtiğimiz haftalarda Fındıklı Belediyesi tarafından düzenlenen Kamuculuk ve Kent Hakkı Sempozyumuna ve ardından Fikri Sönmez Yerel Yönetimler Araştırma ve Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği Yol Haritası Çalıştayı’na katıldım. Bu toplantıların ardından, kafamda şu soru dönüp durmaya başladı: “Kent hakkı” nedir?
Sabah kapıdan çıkıyorsunuz: Otobüs kalabalık, aktarma bitmiyor, işe geç kalma endişesi daha evden çıkarken omza biniyor. Akşam aynı şehir başka bir tona geçiyor: karanlık sokaklar, aydınlatması bozuk yollar, “şuradan mı gitsem” diye içten içe rota çizdiren tedirginlik. Ve bütün bunların üstünde, ay başında en ağır cümle: Kira.. Şehir bir yandan “hayat burada” diyor, öte yandan her gün küçük küçük “burada tutunmak pahalı” diye fatura kesiyor. Bütün bunların arasında yaşamak lüksleşiyor; hayatta kalmaya odaklandığımız, geleceği öngöremediğimiz, sadece nefes alıp çalıştığımız bir gündelik koşturmacaya dönüşüyor.



