İmralı heyeti üyesi Faik Özgür Erol, Öcalan’ın son görüşmelerde “Dolayısıyla benim yapmaya çalıştığım şey olguları reddetmeden siyaset yapmaktan ibarettir. Bu olgusal durumu, mevcut olguları eğer doğru değerlendirebilirsek, doğru seçebilirsek rasyonel olanı tercih edebiliriz” değerlendirmesinde bulunduğunu aktardı.
HABER MERKEZİ – Abdullah Öcalan’ın avukatı ve DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol, Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu tarafından Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen “Barışı Arayan Ülke: Engeller ve İmkanlar” başlıklı konferansa katıldı.
Faik Özgür Erol, konferansta yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan ile yaptıkları son görüşmelerdeki ayrıntıları aktardı.
“NE MESİHİM NE HORTLAĞIM”
Bianet’ten Ayşegül Başar’ın haberine göre Öcalan’ın son görüşmelerde “Sürece dair neden bu kadar gürültü çıkarıyorlar ve bu gürültünün arkasına ne gizlemek istiyorlar?” sorularına odaklandığını belirten Erol, şunları söyledi:
18 Ocak’ta gerçekleşen son İmralı ziyaretinde Öcalan’ın güncel siyasi başlıklar yerine tarihsel bir çözümlemeye odaklandığını belirten Erol, Ortadoğu’daki son gelişmelerin üç büyük türbülansın parçası olduğunu aktardı. Erol, ilk türbülansın 11 Eylül 2001, ikincisi 7 Ekim Gazze saldırıları, üçüncüsünün ise Suriye’nin çözülüşüyle yaşandığını belirtti. Erol, bu sürecin Sykes-Picot düzeninin fiilen çözülmesi anlamına geldiğini ancak bunun yerine halklar lehine demokratik bir alternatifin ortaya konulamadığını söyledi.
Erol, Öcalan son görüşmede Ortadoğu’daki son 150 yıllık siyasetin temel kodlarına pek çok kez vurgu yaparak, şu değerlendirmeleri yaptığını aktardı:
Sayın Öcalan, Türkiye’deki barış sürecini geliştirirken de diğer adımları atarken de hiçbir zaman bu tehlikenin ya da bu riskin ortadan kalktığına dair bir vurgu yapmadı. 2009’da basılan AİHM savunmalarının 5. cildinde ‘soykırım kıskacındaki halk Kürtler’ ismini koydu. Bunu 17 yıl önce yapmıştı. Bu isimler, tanımlamalar bize havadan gelmiş öylesine söylenmiş sözler değil. Şimdi onun bugünkü realitedeki karşılığını görüyoruz. Tehlikelerin ortadan kalkmadığını biliyoruz. Fakat buradaki sorun bazen çok lokal kendimizle, kendi ülkemizle, kendi sınırlarımızla ya da kendi realitemizle sınırlı düşünüyor olmamız. Oysa bu Ortadoğu genelinde kurulmuş olan bir ilişki sistemiydi ve bu ilişki düzenini şimdi bugün yeniliyorlar. 150 yıllık bir tuzak bugün yenileniyor.”



