ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Suriye’nin geleceğine ilişkin düzenlenen oturumda Şam geçici hükümetine yönelik güvensizlik dile getirildi, Kürtlere yönelik tehditlere dikkat çekildi ve destek mesajları verildi.
HABER MERKEZİ – ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından başlayan geçici süreci ve bu süreçte Kürtlerin statüsü ile güvenliğini ele alan bir oturum düzenlendi.
MAST: KÜRTLERE YÖNELİK HER HAMLE BİZİM İÇİN KIRMIZI ÇİZGİ
“Yol Ayrımındaki Suriye: Esad Sonrası ABD Politikasının Zorlukları” başlığıyla düzenlenen oturumun açılış konuşmasını yapan Komite Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast, Suriye ordusunun Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) ve Kürtlere yönelik askeri hareketliliğini kınadı. Mast, DSG’nin ABD’nin uzun vadeli stratejik ortağı olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
Mast 18 Aralık 2025’te Sezar Yaptırımları’nın askıya alınmasının bir “açık çek” olmadığını, askeri güçlerin entegrasyonu ve azınlıkların korunması şartına bağlı olduğunu da hatırlattı.
SCOTT PERRY VİDEO İZLETTİRDİ: BARBARCA SALDIRI
ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Scott Perry, Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin saldırıları sırasında kaydettiği bir görüntüde YPJ’li bir kadın savaşçıya dönük işkence görüntülerini izlettirdi. 40 saniyelik görüntüyü “barbarca saldırı” olarak niteleyen Scott, şunları söyledi:
Görüntüler ardından tepkisini sürdüren Scott, “Sakalını kesip onlara takım elbise giydirip dünyayı dolaştırabilirsiniz ama bu onun gerçekte ne olduğunu değiştirmez. Açıkçası onun bir İslamcıdan başka bir şey olduğuna gerçekten inanmanız için ortada hiçbir neden görmüyorum” diye konuştu.
GREGORY MEEKS: KÜRTLER İÇİN ENDİŞELİYİM
Komitenin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks, Şara’nın “tüm Suriyelilerin başkanı olma” vaadinin Rojava, Süveyda ve Şam’daki Hristiyan mahallelerinde karşılık bulmadığını belirtti. Meeks, “DSG güvenilir bir güç olduğunu kanıtladı ancak Şam güçleri onları hala tehdit ediyor. Kilise saldırıları ve etnik şiddet haberleri endişe verici. Suriye’deki Kürt toplumu için gerçekten endişeliyim. Kürtler, özellikle son bir ayda Şam güçleri tarafından yeniden saldırı ve tehditlerle karşı karşıya” diye konuştu.
JAMES JEFFREY: ÖZ YÖNETİM MODELİ ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMALI
ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığının birinci döneminde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak 2018-2020 arasında görev yapan James Jeffrey, Suriye’nin yeni dönemde istikrar kazanması için ABD’nin “ahlaki bir garantör” olarak sahada kalması gerektiğini söyledi ve şu önerilerde bulundu:
Bugün görüyoruz ki Rojava yönetimi ile Kürdistan Bölgesi (Erbil) arasında olumlu bir yakınlaşma var. PKK’nin bölgedeki etkisi zayıflarken, DSG ve Şam yönetimi arasında koordinasyon başlamış durumda. Washington bu süreci yönetmeli, İran ve Rusya’nın boşluğunu doldurmalıdır.”
ANDY BARR: DÜRZİLER, ALEVİLER, KÜRTLERİN GÜVENİ KALMAMIŞ DURUMDA
Komite Üyesi Andy Barr da Suriye geçici hükümetinin saldırılarının Washington’da derin endişelere yol açtığına dikkat çekti. Şara’nın kendi güçlerini kontrol edemediği yönünde bir algı oluştuğunu söyleyen Barr, “Dürziler, Aleviler ve Kürtlerin; Ahmed Şara’nın ordu dışındaki aşiret gruplarına güveni kalmamış durumda. Güçlerin entegrasyonu konusunda birleşme isteniyor ancak bunun hangi şartlarla olacağı belirsiz. Bazıları bu yapıyı Esad diktatörlüğünün bir devamı olarak görüyor” dedi.
NADINE MAENZA: EZİDİ KADINLARI KAÇIRANLAR, ŞU AN SURİYE ORDUSUNUN İÇİNDE
ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun eski başkanı Nadine Maenza de yaptığı konuşmada, Suriye ordusunun içine sızmış radikal unsurlara dikkat çekerek, şunları söyledi:
Eğer bu radikal unsurlar temizlenmezse, önümüzdeki dört yıl içinde Suriye’de yeni bir soykırım yaşanması kaçınılmazdır. Kongre, ABD yardımlarını Kürt bölgelerinin güvenliğine bağlayan ‘Kürtleri Kurtarma Yasası’nı (Save the Kurds Act) acilen geçirmelidir. İslami milisler, Kürt ve Ezidi köylerinden derhal çekilmelidir.”
MARA KARLIN: KÜRTLERİN KORUNMASI GEREKİYOR
Johns Hopkins Üniversitesi’nde hukuk profesörü ve Brookings Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olan Dr. Mara Karlin, Şam hükümetinin oldukça merkeziyetçi bir “birleşik Suriye” modeli uygulamaya çalıştığını, DSG’nin ise merkeziyetçi olmayan bir yönetim modelini tercih ettiğini söyledi.
Karlin, Kürtler için Suriye devletine gerçek anlamda entegrasyonun, siyasi ve kültürel geleceklerinin güvence altına alındığı bir güvenlik duygusu gerektirdiğini vurguladı. Karlin, Kürt dilinin ulusal dil olarak tanınmasının önemli bir işaret olduğunu ancak ABD ve uluslararası toplumun yeni saldırılara izin vermemesi gerektiğini belirterek, Kürtlerin korunması gerektiği konusunda uyardı.



