Esenyurt Belediye Başkanlığından uzaklaştırılarak yerine kayyum atanan Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Ahmet’ler makamlarına oturmalı” çağrısına yanıt verdi. Özer, sözlerin muhatabının iktidar olduğuna dikkat çekerek “Yasal düzenleme bile gerektirmeyen bu adımların bir an evvel atılması barışın toplumsallaşması ve demokratikleşme yolunda kamuoyunun en büyük beklentisidir” dedi.
HABER MERKEZİ – Yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı “Ahmet’ler makamlarına oturmalı” çağrısı hakkında açıklama yaptı.
Kent uzlaşısı davasında yaklaşık 1 yıllık tutukluluğunun ardından tahliye edilen ve dava sonucunda “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilen Ahmet Özer, Bahçeli’nin çağrılarının değerli olduğunu söyledi.
“Makul sonuca kısa sürede ulaşılmalıdır” | Bahçeli’den “İmralı’nın statüsü” ve “kayyum” açıklaması
‘MUHATABI İKTİDAR’
Adım atması gerekenin iktidar olduğunu vurgulayan Ahmet Özer, şunları kaydetti:
“Biliyoruz ki bu sözlerin muhatabı iktidardır. Gelinen noktada komisyonda ortaklaşılan ve özellikle yasal düzenleme bile gerektirmeyen bu adımların bir an evvel atılması barışın toplumsallaşması ve demokratikleşme yolunda kamuoyunun en büyük beklentisidir.”
Ahmet Türk’ten ‘güven artırıcı adım’ çağrısı l Eğip bükmeden üç adım atılmalı
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Özer’in paylaşımı şöyle:
Sn. Bahçeli’nin kayyım garabeti ile halk iradesinin gaspının ortadan kalkmasına ilişkin çağrıları değerlidir. Bu çağrıları için kendisine Esenyurt halkı adına teşekkürlerimi sunuyor, barış sürecinde bu adımların demokratikleşme açısından çok kıymetli olacağını tekrar belirtmek istiyorum.
Kayyım meselesinin son bulmasını sadece bir kişinin meselesi olarak değil, ilkesel olarak demokrasinin vazgeçilmezi olan halk iradesinin tecellisi olarak okumak gerekir.
Ayrıca Sn. Bahçeli, 23 Ocak tarihinde düzmece ve içi boş bir dosya üzerinden kayyım telaşı ile tarafıma verilen haksız cezanın ‘evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiğini’ ve ‘maşeri vicdanda hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi olmadığını’ da açıkça dile getirmiştir. Bu hakkı teslim eden tespit, çağrı ve öneriler hukuk güvenliği açısından son derece kıymetlidir.
Biliyoruz ki bu sözlerin muhatabı iktidardır. Gelinen noktada komisyonda ortaklaşılan ve özellikle yasal düzenleme bile gerektirmeyen bu adımların bir an evvel atılması barışın toplumsallaşması ve demokratikleşme yolunda kamuoyunun en büyük beklentisidir.”



