BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Beton var, yaşam yok

Şebnem Korur Fincancı

Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Aradan geçen zaman, yalnızca yıkılan binaları değil, devletin afet sonrası tercihlerini de görünür kıldı. Bugün deprem bölgesine bakıldığında sorun artık “Neden toparlanılamadı?” sorusunun ötesindedir. Asıl soru şudur: Nasıl bir toparlanma tercih edildi ve kimler için? Çünkü ortaya çıkan tablo, kamusal sorumluluğun nasıl terk edildiğini bütün çıplaklığıyla göstermektedir.

Barınma, beslenme, istihdam, eğitim ve sağlık gibi en temel alanlarda yaşanan sorunlar, üç yıl içinde geçici olmaktan çıkmış, kalıcı bir yoksunluk hâline gelmiştir. Türk Tabipleri Birliğinin deprem raporları, bölgede sorunların hâlâ yapısal bir nitelik taşıdığını açık biçimde ortaya koyuyor. Üç yıl sonra bile on binlerce insan konteynerlerde yaşıyor; yoksulluk derinleşmiş, işsizlik kalıcı hale gelmiş durumda. Özellikle çocuklar ve yaşlılar için beslenme yetersizliği, geçici değil süreğen bir halk sağlığı sorunu olarak karşımızda duruyor. Deprem bölgesinde yaşamın ne denli kırılgan olduğunu gösteriyor. Ancak bu kırılganlık, yalnızca doğal afetin sonucu değil; sonrasında yapılan tercihlerle ağırlaştırılmıştır.

Bu tercihlerden biri, tarım alanları ve zeytinlikler üzerinde yükselen TOKİ projeleridir. Deprem gerekçesiyle acele kamulaştırmalar yapılmış, verimli topraklar ve zeytinlikler yapılaşmaya açılmıştır. Oysa 3573 sayılı Zeytinliklerin Korunması Hakkında Kanun, bu alanların daraltılamayacağını açıkça düzenler. Ancak bu yasal koruma, acele kamulaştırma kararları ve idari düzenlemelerle fiilen etkisizleştirilmektedir. “Kamu yararı” adı altında yürütülen bu uygulamalar, gıda güvenliğini ve bölge halkının geçim kaynaklarını yok ederek, kamu yararının kendisini ortadan kaldırmaktadır. Hatay başta olmak üzere birçok ilde, zeytinliklerin kamulaştırılarak inşaata açıldığına tanık oluyoruz. Oysa bu topraklar, yalnızca bir geçim kaynağı değil; bölgenin kültürü, ekolojisi ve gıda güvencesidir. Depremle birlikte işini kaybeden, üretimden kopan on binlerce insan için tarım hâlâ ayakta kalabilmenin en önemli dayanağıydı. Zeytinliklerin ve ekilebilir alanların betonla kaplanması, yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de ipotek altına almak anlamına geliyor. Barınma krizini çözer-miş gibi yaparken, gıda krizini derinleştiren bir yaklaşım, sürdürülebilir olamaz.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Benzer Haberler

Rüşvet ve yolsuzluk iddiası |

Buca Belediyesi’ne operasyon: 25 kişi gözaltına alındı

6 Şubat depremlerinin yıldönümü |

Altı ilde eğitime ara verilecek

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti l

Acılar taze, sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz...

15 yıldan 20 yıla kadar hapis isteniyor |

İmamoğlu ve Yanardağ’a "siyasal casusluk" davası

Gazze, Suriye, İran konuşuldu |

Erdoğan, Sisi ile bir araya geldi

CHP lideri Özel:

Arap Aleviler de, Kürtler de özbeöz akrabamızdır