Pakrat Estukyan
“Hayali olmayan ulusların, geleceği de olmaz. Özellikle belirli bir ufku olmayan halkların geleceği olmaz.” Sarkis Zeytliyan imzasını taşıyan bu alıntı, bir yeni yıl kutlama mesajıyla karşıma çıktı. Bu tespitlerin Ermenilerle ilgisi olmadığını düşündüm aynı anda. Ermeni ulusunun genel karakterine bu çerçeveden baktığımızda eksik olanın hayal etmek değil, o hayali hayata geçirmek için gereken çaba olduğunu görürüz.
Sorun ufkumuzun olmayışında değil, birden fazla ufka bakmamızda. Her Ermeni kendi bulunduğu ortamdan farklı bir ufka bakıyor. Bu şartlarda ortak bir ufuk görmek de mümkün değil. II. Dünya Savaşı yıllarını anımsayalım: Sovyet Ermenistan’ı, anayurdu savunmak için faşistlere karşı savaşırken beri yanda kimi Ermeniler de Ermenistan’ı Sovyet boyunduruğundan kurtarmak için Hitler’in yanında savaşmak üzere asker toplamaya çalışıyordu.
Rusyalı, Türkiyeli, İranlı, Amerikalı veya Avrupalı Ermeni’nin birbirinden farklı ufukları var. Bu durum Ermeni’nin doğasıyla değil, son 100 yıldır yaşadığı derin savrulmayla açıklanabilir ancak.
Tarihin çok eski çağlarından beri anavatanın yabancı devletlerin işgaline uğramasının, hatta onlar arasında bölüşülmesinin acı tecrübesine sahibiz. Bunun sonuçlarını da çok iyi biliyoruz. Ağır yaşam koşullarının dayatmasıyla, sırf ailesinin geçimini sağlamak için gurbete savrulmayı da deneyimlemiş bir halk Ermeniler.
Doğrudur, hepimiz aynı güneşin altındayız lakin o güneşin ışınları Kuzey ve Güney yarımkürelerde farklı düşüyor yeryüzüne. Ülkeden ülkeye, kültürden kültüre büyük farklar içeren bir dünyadayız. Yazıda sözü edilen ortak bir ufka bakmak, ortak bir geleceğin hayalini kurmak ancak eksenimize Ermenistan Cumhuriyeti’ni alarak mümkün olabilir.
Hasbelkader Ermeni bir aileden doğanların kimliğini ve varlığını diaspora şartlarında sürdürmesi sadece birkaç nesille mümkün olabilir. Daha fazlası ancak anavatanla sağlam ilişkiler kurarak mümkün. Şüphesiz ki Ermenistan toplumunu oluşturan bireyler fikir ve ülkü birliği içindeki bir yığını temsil etmiyorlar. Böyle bir durum sadece tarikat mensupları için söz konusu olabilir, halklar için değil. Ermenistan toplumunu tanımlayan sözcük ulus veya halk ise, onun içerisinde hiç şüphe yok ki farklı görüşler, farklı çıkarlar, dolayısıyla farklı beklentiler olacaktır.



