Pandemi sonrası biriken bilimsel veriler, cerrahi maskelerin havayla taşınan virüslere karşı sınırlı koruma sağladığını ortaya koydu. Uzmanlar, sağlık çalışanları ve hastalar için N95, FFP2 ve FFP3 maskelerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
HABER MERKEZİ – Bir grup bilim insanı ve klinisyen, Covid-19 ve grip benzeri solunum yolu hastalıklarına karşı cerrahi maskelerin yeterli koruma sağlamadığını belirterek, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) maske kullanımına ilişkin rehberlerini acilen güncellemesi çağrısında bulundu.
Uzmanlara göre özellikle hastaneler ve kliniklerde, sağlık çalışanları ile hastaların yüz yüze geldiği tüm durumlarda FFP2/FFP3 ya da N95 düzeyinde solunum maskeleri standart hale getirilmeli.
DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus’a gönderilen mektupta, dünya genelinde yaygın biçimde kullanılan cerrahi maskelerin havayla taşınan patojenlere karşı yetersiz kaldığı vurgulandı. The Guardian’ın aktardığına göre mektupta, “Bu maskelerin önceliklendirilmesi ya da kullanılmasına yönelik artık rasyonel bir gerekçe yok. Sağlık çalışanlarının hiçbir yüz koruması olmadan çalışmasına izin verilmesi için ise daha da az gerekçe var” ifadeleri yer aldı.
CERRAHİ MASKENİN MODASI GEÇTİ
Mektubun organizatörlerinden Michigan Üniversitesi Halk Sağlığı Fakültesi’nden Prof. Adam Finkel, cerrahi maskelerin baştan itibaren havadaki virüsleri engellemek için tasarlanmadığını söyledi. Finkel, bu maskelerin asıl amacının “doktor ve hemşirelerin hastaların açık organlarına hapşırmasını önlemek” olduğunu belirterek, “Cerrahi maske, daktilonun modern bilgisayara oranı neyse odur: Modası geçmiştir” dedi.
Covid-19 pandemisinin en yoğun döneminde, kamuoyu ve sağlık çalışanları tarafından ayda yaklaşık 129 milyar tek kullanımlık maske kullanıldığı, bunların büyük bölümünü cerrahi maskelerin oluşturduğu hatırlatıldı. Ancak pandemi sürecinde biriken bilimsel verilerin ardından, birçok ülkede N95, FFP2 ve FFP3 gibi yüksek filtrasyonlu maskeler daha etkili koruma sağladığı gerekçesiyle önerilmeye başlandı.
Uzmanlar, respiratörlerin standart hale getirilmesinin hem hastalar hem de sağlık çalışanları arasında enfeksiyonları azaltacağını, buna bağlı olarak sağlık sisteminde hastalık izinleri ve tükenmişlik oranlarının düşeceğini savunuyor. Yedi bilim insanı ve klinisyen tarafından kaleme alınan çağrı metni, yaklaşık 50 üst düzey sağlık uzmanı ve araştırmacı ile aralarında klinik açıdan riskli hastaların da bulunduğu 2 binden fazla kişi tarafından desteklendi.
DSÖ: İNCELİYORUZ
DSÖ küresel ölçekte bağlayıcı kararlar alamasa da imzacı uzmanlar, örgütün rehberlerinde yapacağı bir değişikliğin dünya çapında önemli bir etki yaratabileceğini belirtiyor. Ayrıca DSÖ’nün tedarik altyapısının, özellikle düşük gelirli ülkelerde daha koruyucu maskelere erişimi artırabileceği, cerrahi maske üretiminin ise zamanla azaltılabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan Prof. Finkel, cerrahi maskelerin “hiç yoktan iyi” olduğunu kabul ediyor. Araştırmalara göre bu maskeler Covid boyutundaki parçacıkların yaklaşık yüzde 40’ını, respiratörlerin ise yüzde 80 ila 98’ini engelliyor. Uzmanlar ayrıca DSÖ’nün, Covid-19’un havayla taşınan parçacıklar yoluyla yayıldığını kamuoyuna daha açık ve net biçimde anlatması gerektiğini vurguluyor. DSÖ sözcüsü ise mektubun “dikkatle incelendiğini” ve örgütün, sağlık çalışanlarını korumaya yönelik rehberlerini en güncel bilimsel kanıtlar ışığında gözden geçirdiğini açıkladı.



