DEM Parti Sözcüsü Doğan, Meclis Komisyonu’nun ortak raporunun “tarihi eşik” olarak tanımlanmasının yeterli olmadığını belirterek, önemli olanın bu eşiğin nasıl aşılacağı olduğunu vurguladı; yargı kararlarının uygulanması, kayyum uygulamasına son verilmesi ve Abdullah Öcalan için “özgür çalışma ve iletişim koşullarının” sağlanması çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.
Ayşegül Doğan sözlerine Meclis Komisyonu’nun açıkladığı ortak rapor ve bu raporun ardından Meclis Başkanın Numan Kurtulmuş’un siyasi partilere düzenlediği ziyaretlere değinerek başladı.
Kurtulmuş’un komisyon çalışmalarına yönelik “tarihi eşik” vurgusunu değerlendiren Ayşegül Doğan, “Önemli olan bunun bir tarihi eşik olması değil; önemli olan bu tarihe eşiğin bundan sonra nasıl aşılacağı, bu eşiğin nasıl atlanacağı, bu eşik bu eşiğin nasıl bir geçişe dönüşeceği” dedi.
“SOMUT ADIM” VURGUSU
Doğan şöyle devam etti:
“Eğer yüzyıllık bir meselenin çözümüne yaklaştığımız söyleniyorsa bu tespitte de ortaklık varsa bu konuda da bir uzlaşı söz konusu. O halde bunu somut adımlarla ortaya koymak gerekir. DEM Parti olarak meseleyi tam olarak böyle ele alıyoruz.”
Somut adımlar noktasında Meclis’in üzerine sorumluluklar düştüğünü belirten Doğan, bunları “raporun altını doldurmak, takvimlendirmek, hızlı bir biçimde başlıkları somut hale getirmek” olarak tanımladı.
YARGI KARARLARI DERHAL UYGULANMALI
Doğan’ın bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:
Entegrasyon kavramının karşılıklı bir değişim ve dönüşümü içerdiğini ve bu nedenle hukuki güvenceyle mümkün olabileceğini ifade eden Doğan, silah bırakan herkesin ayrımsız bir şekilde yasal güvencelerden faydalanabilmesi gerektiğini vurguladı.
Doğan, şunları söyledi:
İhtiyaç duyulan güvenlikçi refleksler değil, demokratik siyaset. Ve güçlenmesi gereken de güvenlikçi refleksler değil, demokratik siyasettir. Silahların susması demokratik siyaset için bir başlangıç olarak kabul edilmeli ve bunun da siyasal iktidar tarafından çözümü yalnızca güvenlik başlıklarında değil, hukukta, demokratikleşmede, gerekli reformlarda, yasal düzenlemelerde, kurumsal dönüşümde arandığını açık bir biçimde de ifade etmek gerekir. Bu konuyla ilgili bizim Hukuk Komisyonumuz, epey zamandır çalışmalar yürütüyor.”
ÖCALAN’IN ÖZGÜR ÇALIŞMA KOŞULLARINI YARATMAK GEREKİYOR
Doğan konuşmasında Abdullah Öcalan 27 Şubat çağrısını hatırlattı ve Öcalan’ın koşullarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Doğan, “Baş müzakereci olarak Sayın Öcalan’ın özgür yaşar, özgür çalışır, özgür iletişir koşulları yaratmak gerekiyor. Ve özgür yaşar, çalışır, iletişir koşulların önündeki tüm yasal ve idare engellerinin de kaldırılması gerekiyor” dedi.
“Artık zaman kaybetmeyelim” çağrısı yapan Doğan, devamla şunları söyledi:
“Tüm somut adımlar Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ndan sonra başladı. İvme kazandı. Bambaşka bir dönemden bahsediyoruz. İnsanların ölmediği bir zamandan bahsediyoruz. Bu, çok değerli. Ve yalnızca silahların susmasını sağlayan bir liderlik gücü gibi yaklaşılmamalı kendisine. Sayın Öcalan entegrasyonun ötesinde yalnızca silah bırakanlardan bahsetmiyor. Demokratik toplum temelli bir entegrasyonu bir siyaset ve toplum modeli olarak ifade ediyor. Bunu anlatıyor. Bu sesin doğrudan kamuoyuna ulaşması gerekiyor. Tabii ki Adalet Bakanlığı bunun önündeki engelleri kaldırmak için gerekenleri yapmalı. Ancak daha ötesinde bir durumdan bahsediyoruz.”



