Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin “tarihin en ağır saldırısı altında ve iftiralarla karşı karşıya olduğunu” dile getirdi. Özel, CHP’den istifa eden Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın yarın AKP’ye katılacağını öğrendiklerini açıkladı.
HABER MERKEZİ – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu.
Grup toplantısına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanı sıra; Ankara’nın 15 CHP’li ilçe belediye başkanı da katıldı. CHP lideri Özel, grup toplantı salonuna Mansur Yavaş ile birlikte girdi.
‘TARİHİN EN AĞIR SALDIRISI ALTINDAYIZ’
Özgür Özel, sözlerine partisinin ağır saldırı altında olduğunu belirterek başladı:
“Partimiz tarihinin en ağır saldırısı altında, iftiralarla karşı karşıya, devlet bütün olanaklarıyla bir partiye hizmet eder halde, ama o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bakın, bir bakın. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz” dedi.
‘BİZ DEPREM BÖLGESİNDEYKEN ERDOĞAN SİSİ’YLE BİRLİKTEYDİ’
Özel, konuşmasının ilk bölümünde 6 Şubat depremlerine geniş yer verdi. Depremde hayatını kaybedenleri anan Özel, geçen hafta deprem bölgesine yaptığı ziyaretlere değindi. Depremin en çok zarar verdiği altı şehirde olduklarına değinen Özel, şöyle dedi:
“Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor. Şaşırılacak bir şey yok. Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi. Biz İslahiye’deydik, Nurdağı’ndaydık, Osmaniye’deydik, Malatya’nın ilçelerindeydik, beldelerindeydik, Kahramanmaraş’ımızdaydık. Sayın Erdoğan da ‘eli kanlı katil’ dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce ‘kardeşine’ sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi’nin yanındaydı. ‘Darbeci’ dediği Sisi ile kucaklaşmaya, ‘Ona selam verirsem namerdim’ dediği, ‘Aynı salonda olursam meşrulaştırırım’ dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti; biz de deprem bölgesindeydik.”
‘BİZİM YOLSUZLUKLA İŞİMİZ OLMAZ’
Özel, konuşmasında devamla CHP’den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Özarslan konusuna geniş yer ayırdı. Özel istifayla sonuçlanan süreci şöyle anlattı:
×CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi’ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: ‘Bu iddialar var, buna ne diyorsun? Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.’
Dedi ki söylenenlerin tamam iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını söyledi. Burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar! Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti’yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu… Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan’a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, ‘ben AK Parti’ye geçersem benle gelir misin?’ diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öyle şeyler ki birazdan bambaşka bambaşka şahidi gelecek şimdi bunun, sürpriz bir şahit grup var buna.
Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları ‘evet katılıyordu’ diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! ‘Ya deme böyle’ dediği övgüler bana… ‘Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla ‘ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim’ falan…
Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki ‘efendim anneme küfretti…’ Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; ‘milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü…’ işte şey yapacak ya… ‘Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.’ Birini ispatla birini, birini ispatla!
Bakın benim değil, onun sızdırdığı… Ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım, çok utanacağım mesajlaşmaya bakın, mesajlaşmaya bakın. CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor.
ÖZARSLAN’LA DİYALOGUNU PAYLAŞTI
Özgür Özel, görüştüğü Özarslan’a “herhangi bir kusuru ve hırsızlığı olması halinde bunu hazmetmeyeceğini” söylediğini aktardı. “Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın. Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları” diyerek Özarslan’la yaptığı konuşmanın içeriği hakkında şu açıklamada bulundu.
×
Sen bana geldin ve dedin ki: ‘Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin.
Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.
Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.
Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.
Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.
O Mesut beni kandırdıysa o Mesut’un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti’nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.
Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti’nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.
Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.



