Humus’ta Alevilere ait İmam Ali Bin Abi Talib Camiisine bombalı saldırı düzenlendi, 8 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi de yaralandı. Saldırıyı Suriye’de iktidarda olan HTŞ’den türeyen Ensar’ul Sunne adlı örgüt üstlendi. Yüksek Alevi İslam Konseyi, saldırıdan Şam’ı sorumlu tuttu ve BM’ye çağrıda bulundu. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi İlham Ahmed de saldırıyı kınadı ve münferit olmadığını belirtti.
HABER MERKEZİ – Suriye’nin Humus kentine bağlı Vadi el Dahab mahallesindeki bir camide patlama meydana geldi.
Hawar Haber Ajansı (ANHA) patlamanın bir intihar saldırısından kaynaklandığını duyurdu ancak Suriye resmi haber ajansı SANA’ya göre bir güvenlik kaynağı ilk incelemelerin patlamanın caminin içine yerleştirilen patlayıcı düzeneklerden kaynaklandığını gösterdiğini bildirdi.
Meydana gelen patlama sonrası olay yerine çok sayıda sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.
ALEVİ CAMİİSİ HEDEF ALINDI: 8 ÖLÜ, 18 YARALI
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), saldırının hedefi olan camiinin İmam Ali Bin Abi Talib Camii’si olduğunu açıkladı. Söz konusu camii, Alevilere ait.
Geçici Şam hükümetinin Sağlık Bakanlığı, saldırıda hayatını kaybedenlerinin sayısının 8’e çıktığını açıkladı. Patlamada 18 kişi de yaralandı.
مشاهد لآثار الانفجار داخل مسجد الإمام علي بن أبي طالب في حي وادي الذهب بحمص.
#سوريا
#حمص pic.twitter.com/xjwIulKV5y— الوكالة العربية السورية للأنباء – سانا (@Sana__gov) December 26, 2025
Suriye resmi haber ajansı SANA, kolluk güçlerinin patlamanın ardından bölgeyi güvenlik çemberine aldığını ve patlamanın nedenine ilişkin soruşturma başlatıldığını duyurdu.
SURİYE GEÇİCİ HÜKÜMETİNDEN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR
Bu arada saldırıyı Ensar’ul Sunne adlı örgüt üstlendi. Benzer saldırılarının devam edeceği tehdidinde bulunan örgüt, Haziran ayında Şam’ın Duveylia semtindeki Mar Elias (Aziz İlyas) Kilisesi’nin bombalanmasının sorumluluğunu da üstlenmişti.
Şam’daki kiliseyi havaya uçuran Ensar’ul Sunne örgütü!
Suriye geçici hükümeti İçişleri Bakanlığı sözcüsü Nureddin el-Baba, El-İkhbariya televizyonuna yaptığı açıklamada, failin kimliğinin henüz belirlenmediğin belirtti. Geçici hükümetin Enformasyon Bakanlığı ise, sosyal medya hesabında, saldırıyla ilgili eski Beşar Esad yönetimine bağlı kişileri işaret etti.
ALEVİ İSLAM KONSEYİ BM’YE ÇAĞRIDA BULUNDU
Suriye ve yurt dışındaki Yüksek Alevi İslam Konseyi, saldırıyı kınayan bir açıklama yayımladı. Açıklamada, saldırıdan doğrudan Suriye geçici hükümeti sorumlu tutuldu.
Konsey, uluslararası toplumu, BM Güvenlik Konseyi’ni, uluslararası örgütleri ve karar vericileri, Suriye kıyılarını uluslararası koruma altına almak ve federalizm ve ademi merkeziyetçilik ilkesine dayalı kapsamlı bir ulusal siyasi sistemin kurulmasını ve tüm Suriyeliler için güvenlik ve istikrarın sağlanmasını temin etmek amacıyla 2799 sayılı Kararı uygulamak için derhal müdahale etmeye çağırdı.
AHMED’DEN AÇIKLAMA: MÜNFERİT BİR OLAY DEĞİL
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, yayımladığı açıklamayla saldırıyı kınadı. Saldırıda yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dilenen açıklamada, ulusal ve insani sorumluluğun, söylemlerin yumuşatılmasını, sivillerin ve ibadet yerlerinin korunmasını gerektirdiği kaydedildi. Açıklamada, demokratik ve merkezi olmayan bir Suriye inşa etmeyi amaçlayan ulusal bir projeye acilen ihtiyaç duyulduğu da vurgulandı.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed de, sosyal medya hesabında bir açıklama yayımladı. Ölenlere rahmet, yaralılara şifa dileyen Ahmed, saldırıyı kınadı. Ahmed mesajında şunları belirtti:
“Bu trajik olay münferit bir olay değil, aksine nefret söylemi ve kışkırtmayla beslenen, toplulukları birbirlerini korumak yerine birbirleriyle çatışmaya iten bir ortamın sonucudur. Bu tür şiddet boşlukta ortaya çıkmaz; bölünme ve kaostan faydalanan yıkıcı unsurlar tarafından üretilir. Bugün sorumluluğumuz, söylemi sakinleştirmek, sivilleri korumak ve failleri hesap verebilir hale getirmektir. Çünkü Suriye kışkırtma üzerine değil, güven ve güvenlik üzerine inşa edilecektir.”
DEM PARTİ: IŞİD VE BENZERİ YAPILAR HALA CİDDİ TEHDİT
Bir kınama mesajı da DEM Parti’den geldi. DEM Parti Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, şöyle denildi:
“İnanç mekânlarını ve sivilleri hedef alan bu tür saldırılar kabul edilemez. Bu saldırı bir kez daha göstermiştir ki, IŞİD ve benzeri yapılar Ortadoğu halkları için hâlâ ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu tehdit, yalnızca güvenlikçi yaklaşımlarla değil; halkların eşitliği, inanç özgürlüğü, demokratik katılım ve barış temelinde ortak bir mücadeleyle bertaraf edilebilir.
DEM Parti olarak; etnik kimliği, inancı ya da mezhebi ne olursa olsun tüm halkların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, çoğulcu, demokratik ve barışçıl bir Suriye’nin inşasını savunmaya devam edeceğiz. Şiddeti ve mezhepçi saldırıları reddediyor; halklar arası dayanışmayı, diyalogu ve ortak yaşam iradesini büyütmenin tarihsel bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.”
GUTERRES: KABUL EDİLEMEZ
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de saldırıyı kınayan bir açıklamayı sosyal medya hesabında paylaştı. Guterres, “Sivillere ve ibadet yerlerine yönelik saldırılar kabul edilemez” ifadesini kullandı.
×ENSAR’UL SUNNE: HTŞ ÇIKIŞLI GRUP AZINLIKLARI HEDEF ALIYOR
Ensar’ul Sunne, 1 Şubat 2025’te, Suriye’de Alevilere karşı hoşgörülü davrandığını ileri sürerek, Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’nın lideri olduğu Heyet-i Tahriri Şam’dan (HTŞ) ayrılan Ebu Ayşe el-Şami tarafından kuruldu.
Örgüt, Suriye ve Lübnan’da Şii, Alevi, Dürzi, Kürt ve Hıristiyan karşıtı faaliyetlerde bulunuyor.
Örgüt, 1 Şubat’ta Arzah’ta 12 Alevi ve Hama’da 10 Şii köylüyü öldürerek adını duyurmuştu. 9 Nisan 2025’te 20 Alevi’yi öldüren grup, farklı tarihlerde çok sayıda Alevi’yi öldürdüğünü ve kaçırdığını açıkladı.
Örgütün ‘şeriat’ bölümünden sorumlu liderlerinden biri olan Şeyh Ebu el-Feth el-Şami ile Telegram üzerinden iletişim kuran Mısır menşeli basın kuruluşu An-Nahar, örgütün HTŞ’yi “mürted” ilan etmekle birlikte, “dikkatini” Hristiyanlara ve Alevilere yönelttiğini aktarmıştı.
Örgüt, özellikle Hama ve Humus kırsalındaki Alevi bölgelerine odaklanırken, Suriye’deki başta HTŞ olmak üzere diğer cihatçı güçlerle askeri bir çatışma gerektirebilecek gelecekteki bir aşamaya hazırlık olarak kırsal bölgelerde varlık gösteriyor.
IŞİD’İN “KARDEŞ” ÖRGÜTÜ İDLİB’DE KURULDU
El-Şami, An-Nahar’a, Ensar’ul Sunne’nin 1 Şubat tarihinden önce de var olduğunu ve rejimin düşmesinden önce İdlib kırsalında kurulduğunu belirtti.
Örgüt, IŞİD’in birçok doktrinini ve pratiğini benimseyip üyelerini eğitmek için kullansa da, el-Şami, Ensar’ul Sunne’nin IŞİD liderine biat ettiğini reddetmiş ve örgütün onunla bağlantılı olmadığını savunmuştu.
Bununla birlikte el Şami IŞİD’e de kapıyı kapatmayarak, “Bizimle saf tevhid ve samimi cihatta hemfikir olan herkes bizim kardeşliğimize sahiptir” demişti.
Saldırıyı HTŞ çıkışlı Seraya el-Sunna üstlendi | Mar Elyas Kilisesi’nde hayatını kaybedenler için cenaze ayini
ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAM YAPILMIŞTI
Bu arada Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar sadece Ensar’ul Sunne adlı örgüt tarafından yapılmadı. Özellikle Mart ayında sahil kentlerinde Alevilere yönelik Suriye geçici hükümeti güçleri tarafından bir saldırı gerçekleştirilmişti.
Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin Alevilere yönelik katliamları hakkında Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi (SOHR), BM, Af Örgütü ve Human Rights Watch raporlar hazırlamıştı.
Reuters haber ajansı da, 30 Haziran’da Suriye geçici hükümetine bağlı birliklerin Lazkiye ve Tartus kırsalında Mart ayında gerçekleştirdiği katliama dair de kapsamlı bir araştırma haberi yayımlamıştı. Reuters araştırması, Mart ayında üç gün süren katliamlarda yaklaşık bin 479 Alevi sivilin öldürüldüğünü, onlarcasının da kayıp olduğunu ortaya koymuştu. Reuters’ın elde ettiği uydu görüntüleri, saha tanıklıkları ve resmî belgelere dayanan rapora göre, katliamlar en az kırk ayrı yerleşim noktasında gerçekleştirilmişti.
Reuters, Suriye’de Alevi katliamları sırasında Savunma Bakanlığı Sözcüsü Hasan Abdul Ghani’nin katliamı koordine ettiği kanıtlara da ulaşmış ve ayrıca Türkiye’nin desteklediği Sultan Süleyman Şah Tugayı, Sultan Murat Tümeni ve Hamza Tümeni gibi grupların da yaklaşık 700 Alevi’yi katlettiğini tespit etmişti.



