Ecehan Balta
Enerji, masum bir “hizmet” değil. Bugünkü dünyada enerji dediğimiz şey, büyük ölçüde kirletme kapasitesinin organize edilme biçimi. Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte üçü enerji kullanımından geliyor. Enerji arzı kaynaklı sera gazı emisyonları 2024’te yaklaşık 37.8 Gt CO₂-eşdeğer düzeyindeydi. 2024 yılında ilk kez sanayi öncesi dönem sıcaklık ortalamasının 1.5 °C üzerine çıkılmış oldu.
Bu tablo “yanlış enerji türü” meselesi olmanın ötesinde bir şey söylüyor: Enerji, üretimden ulaşıma, konuttan gıdaya bütün yaşamı kesen kirletici bir damar ve bu damarın vanası kimdeyse, hayatın temposu da onun elinde.
Bugün “yenilenebilir enerji” kelimesi çoğu zaman sihirli bir kart gibi masaya sürülüyor. Sanki güneş paneli görünce sınıf ilişkileri buharlaşıyor, rüzgar tribünleri de Don Kişot’un değirmeni haline geliyor. Oysa demokratikleşmeyen bir enerji düzeninde yenilenebilir enerji kolayca eski hikâyenin yeni kapağı oluyor: Kararlar kapalı kapılar ardında alınıyor, maliyetler toplumun alt katmanlarına yıkılıyor, kârlar yukarıya akıyor, itiraz edenler de “kalkınma düşmanı” ilan ediliyor.



