Veysi Sarısözen
Bizlerin tabiriyle “Barış ve demokratik toplum sürecinde, devletin ve iktidarın tabiriyle “terörsüz Türkiye” sürecinde birinci aşama sona erdi.
Birinci aşamada CHP ile iktidar arasında ülke çapında yaşanan meydan savaşı sürerken, Dem Parti ile iktidar arasında ise çözüm sürecinden önceki saldırıların bütün sonuçlarında en küçük bir değişiklik gerçekleşmemişken, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu ve Kürt halkının önderi Öcalan hala zindandayken, Komisyonda tüm temsilciler arasında Türk parlamento tarihinde yaşanmamış bir “normalleşme, diplomatik nezaket, diyalog” süreci yaşandı.
Dışarıdan bakan bir gözlemci, Türkiye’deki siyasi kavgalar ortamında bu Komisyonu, siyasi parti temsilcilerinden oluşan bir Komisyon olarak değil de, bir “diplomatlar komisyonu” sanabilirdi.
Belli ki bu anlaşılması zor durum, tüm siyasi partilerin karşı karşıya oldukları çok yönlü sorunun ciddiyetini kavramış olmalarını yansıtıyordu. Bu ortak anlayışın sonucunda da AKP iktidarı boyunca hiçbir yasa ya da torba yasada sağlanamayan, ancak DEM Parti dışında sadece sınır ötesi tezkerelerde sağlanan ortaklık, Komisyon Raporuna büyük bir çoğunlukla verilen evet oylarıyla sağlandı.
Şimdi karşımızda birinci aşamadan ikinci aşamaya geçildiğinde aynı ortaklığın sağlanıp sağlanamayacağı sorusu duruyor. Özel Komisyon çalışmalarını tamamladığına ve bundan sonrası TBMM’nin “rutin” çalışmalarına bağlı kaldığına göre, TBMM İhtisas komisyonlarında bugüne kadar yaşanan uzlaşmasızlığın aşılacağını düşünmek çok zor.
Tüm zorlukları sıralamak köşe yazısına sığmaz. Ben Rapor’da ve dün Devlet Bahçeli’nin konuşmasında ilan edilen bir formülden söz edeceğim. Bu formül çıkarılacak yasaların “af ve cezasızlık algısı yaratmayacak” olmasıdır.



